TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ ve METABOLİZMA DERNEĞİ
Türkiye'de endokrinoloji konusundaki gelişmeler 19. Yüzyıl’ın ikinci yarısından
itibaren başlamıştır. Bu konudaki ilk bilimsel araştırma, Dr. Ahmet Hüseyin Bey'
in 1888 yılında Lyon Tıp Fakültesinde yaptığı "Exophtalmie" isimli tez
çalışmasıdır. Sonraki yıllarda çeşitli çalışmalar sürdürülmüş, ilk Türkçe endokrinoloji
kitabı, Dr. Muzaffer Esat Güçhan ve Dr. Mahmut Sadi Anadolu tarafından "İç
İfraz Guddeleri" ismi ile 1935 yılında yayınlanmıştır. Bunu, 1945 yılında yayınlanan
Dr. Tevfik Sağlam' ın hazırladığı "İç Salgı Bezleri Hastalıkları" isimli
kitap izlemiştir.
Günümüzde, kendi dilimizle endokrinoloji konuları ile ilgili pek çok kitap, ders
notu ve dergi yayınlanmakta, ayrıca uluslararası yayın organlarında meslektaşlarımızın
çeşitli çalışmalarını görebilmekteyiz.
Ülkemizde ilk endokrinoloji derneği 1964 yılında kurulmuştur. Bu gelişmeye, 1964
yılında Londra'da Uluslararası Endokrinoloji Kongresi’nden sonra, kongre sekreteri
Dr. Stuart Mason' ın yazdığı mektup neden olmuştur. Dr. Mason bu mektubunda, ülkemizde
bir endokrinoloji derneğinin bulunup bulunamadığını sormuş, varsa onunla temas kurmak
istediğini Dr. Suphi Artunkal' a bildirmiştir. Dr. Mason ve arkadaşlarının amacı
Milli Endokrinoloji dernekleri ile işbirliği yapmaktır.
Bu mektuptan kaynaklanan uyarı ile Türk Endokrinoloji Derneği, Prof. Dr. Sedat Tavat
başkanlığında kurulmuştur. Çok az üyesi bulunan dernek 1964 yılında kurulan "The
International Society of Endocrinology" nin kurucuları arasında yer almıştır.
Türk Endokrinoloji Derneği ilk ulusal endokrinoloji kongresini aynı yıl yapmış ve
çeşitli çalışmalarını sürdürürken, 1985 yılından itibaren çalışmaları sınırlanmıştır.
1995 yılında Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği adı ile yeniden faaliyete
geçen derneğimiz, ülkemizdeki tüm endokrinoloji uzmanlarını bu zeminde toplamış
olup, halen 254 üyesi bulunmaktadır. 1996 yılında International Society of Endocrinology
(ISE) üyeliği yeniden yapılmıştır, 1997 yılında ise European Federation of Endocrine
Societies (EFES)'e üye olarak kabul edilmiştir. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma
Derneğinin Hipofiz, Tiroid, Diabetes Mellitus, Osteoporoz ve Diğer Metabolik Kemik
Hastalıkları, Adrenal ve Gonadal Hastalıklar, Obezite ve Lipid Metabolizması, Gonadlar
ve Hipertansiyon, Metabolik Sendrom çalışma grupları bulunmaktadır. Bu gruplar konuları
ile ilgili çok merkezli araştırmalar yürütmekte ve mezuniyet sonrası eğitim programları
düzenlenmektedirler.
Dernek her yıl Eylül ya da Ekim ayında genellikle uluslararası katılımlı bir kongre
düzenlemektedir. Bu yıl, 15-20 Ekim 2008 tarihleri arasında, Antalya Kervansaray
Lara Hotel ve Kongre Merkezi’nde, 31. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
Kongresi’ni düzenleyecektir.
Derneğimiz, endokrinologlar için ileri klinik endokrinoloji kursları düzenlemekte,
pratisyen hekimler ve iç hastalıkları uzmanları için Diabetes Mellitus, Tiroid hastalıkları,
Hipertansiyon, Obezite, Lipid Metabolizması ve Metabolik kemik hastalıkları konularında
kurslar açmaktadır.
Ülkemizde, endokrinoloji uzmanlığı 4 yıllık İç Hastalıkları Ana Dal uzmanlığının
ardından yapılan 3 yıllık yan dal uzmanlık çalışmasından sonra sınavla verilmekte
ve Sağlık Bakanlığımız tarafından onanmaktadır.
Ülkemizde, 35 Tıp Fakültemizin Endokrinoloji ya da Endokrinoloji ve Metabolizma
Bilim Dalları yahut üniteleri bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Sigorta
Kuruluşlarının toplam 25 erişkin endokrinoloji kliniği vardır. Bunun dışında, 5
özel hastanede endokrinoloji ve metabolizma kliniği bulunmaktadır. Ülkemizde, Pediatrik
Endokrinoloji de son 20 yılda ciddi bir gelişme göstermiş olup, pediatrik endokrinologlar
ayrı bir dernekte toplanmışlardır. Diabetoloji yalnızca 2 Tıp Fakültemizde ayrı
bilim dalı şeklindedir. Ancak ülkemizde Diabetoloji yan dal ihtisası tanınmış değildir.
Tıp fakültelerimizde, hormon analizleri yapan büyük çaplı laboratuarlar bulunmakta
ayrıca, pek çok özel laboratuar hormonal değerlendirme çalışmaları yapmaktadır.
Ülkemizde, endokrinolojik hasta populasyonunda tiroid hastalıkları, özellikle endemik
guvatr ön sırada yer almaktadır. İkinci sırada, % 7.2 ile diabetes mellitus yer
almaktadır. Hirsutizm ciddi ve çözümlenmemiş bir problem olarak çok sayıda kadını
ilgilendirmektedir. Denilebilir ki, diğer endokrin hastalıklar dünyadaki prevalanslarına
uyan tarzda ülkemizde de bulunmaktadır.
Uzman sayımızın bu kadar geniş bir hasta populasyonuna yetmeyeceği görülmektedir.
Kaldı ki, bu uzmanlarımızın büyük bir kısmı eğitim ve öğretimde de görevlidir. Bu
uzmanlarımızın aynı zamanda araştırma yapma görevleri de bulunmaktadır.Derneğimiz, ulusal ve uluslararası çalışmalarına ivme kazandırarak, mensupları ve
diğer meslektaşlarımız için verimli olmaya gayret etmektedir.